Gece sessiz koridorlarımda Parmak üstünde gezer hayallerim Her gözyaşımı akıttığımda Kırıkları toplar düşlerim Yad edilen gönüllere serpilince su Sızlanıp açılır mabed kapıları Aradığın hasret mi yoksa matem mi bu Bulamadığında bendinde o sırrı
Kayıtlar
Temmuz, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir sokak lambası altında çaresiz çığlıklarım Üşümüş kedi yavruları misali ürkek Bilinmezlikler diyarında dikeni batmış gül yapraklarımın Bana Sonbahardan başkası gerek İlkokulda öğretmişlerdi bir, yalnızca bir rakam Hayatın derslerini çıkarmış olmak gerekirdi Kimsesiz kalınca o 'bir' bile kazanınca anlam Sabır taşı muma çevrilirdi Çok geç oldu ey kalp, kapat artık kapılarını Bu çocuk deli ama dolu değil artık Akıtma şu an yum göz yaşlarını Vakti geldiğinde heybenden çıkart Eksik kalınca kelamın kaleminden Karalamak anlamsız gelir Bulamadığında kafiyeni saatin üçünden Ne sigaran ne de dumanın ardından gelir
Gün gelir de ağır gelir başın yerli yerinden Savurursun tüm benliğini çorak topraklara Kurutmak için bendini yaş gelir sağ gözünden Çok geç olmadan dön, dön evlat ait olduğun sulara
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Anımsaya başlayınca geçmişi Bir yaprak düşer dalından Her duyduğunda o hiç sesini Kaybolma zamanı yokluğunda Derler zaman ilaçtır her şeye Bilmezler zamanın ilacını Derde derman olmaya gebe, her zerre Unutturur tüm saflığını Bundandır ki tüm zehr-i kederim Gelip geçici bu fani hayatta Ettiğimde susmayı en tabi tercihim Ne kadar var olabilirsin ki kendi dünyanda.