Kayıtlar

Mayıs, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Anlatılmak istenen sözcüklerle dolu heybem Kırılmış oyuncağımı son kez alırken elime Yazar iken kalemim dizelerimde saklı cephanem Böyle mi geçmeliydi son treni çocukluğumun.
Elin, elin olur tutamam bir daha Gözyaşlarım serin ama senin hala Ayrılık da sevdaya dahil derler Açtığımda ellerimi semaya.
Dün gece ölmeyi denedim Ve bu ilk değildi Aynamdaki yabancıya bakarken İlk kez kendimi hissettim.
Düştüğüm gibi kalkarım derdim Anladığımda düşmenin hazzını Cebimden harcar iken hayal kırıklarımı Ben en çok kendimi kandırdım.
Kompozisyon ödevin gibidir hayat Dipnotlar kurtarır şanını Kelamın gereksiz, sözcüklerin bayat Mat etmek isterken şahını.
Ses oldun, söz oldun sen gönlüme Kırdığım tüm çerçeveler hayal hanemde Saz oldun, söz oldun sen bam telime Kurduğum tüm düşler erirken teninde.
Acıdan beslenen ruhları doyurmak kadar zor olan nedir bu dünyada Bir ağaç yaprağının rüzgara dayanamaması kadar Mehtabın altında yatar da deniz kızı, dalarken hülyalara Zor mudur sandığın, sandığın kadar.
Başlamak yarısıdır derler, hayatın sonuna Üzüm bağında gezgin bir bakir iken Şehvetin ile ısırtırlarken o elmayı sana Razı gelmelisin belki de yol yakın iken.
Gün gelir de gelirsin ya görmezden Bir kıvılcım tutuşur, kalp atar, bir soluk nefes Her gelen aratırmış ya gideni, şayet giden sen isen Kıvılcım söner, soluk boğazda kalp bile atmaz artık geçer es.
Yazdıklarım, teminatı mıdır yazacaklarımın Söylenmemiş son sözleri saklar halen hazinem Dilimde tutturulmuş bir bade eseri kalıntılarımın Susabildiğin kadardır asıl olan hazinen.
Tatlıdır derler sabrın sonu, Havva'nın ısırdığı elmadan Güneşi görmek için beklemek mi gerek ayın batışını Bir bade şarap baki midir haktan Söndürürken gecenin son sigarasını.
Son dizeleri dinlemek için yok mudur takatin Son yudumunda demlenirken hayat Geçer ömür, geçen saniyelerde dirilirken mabedin Döktüğün her yaprak misali hediyendir sonat.
Aldığın her nefeste kalır kursakta hevesin Dönünce geçmişe dövercesine dizini Kimi dinlemiş, kimleri dizginlemiş o hiç sesin Yağmur sakladı gözyaşlarını, kim saklayabilir ki mahcup izlerini Sus ve bekle, der ömür biat et Selamet midir sonu sabrın Kimine göre hayır, kimine göre haset Benliğin var, senliğinden içeri sandığın
Hayat, sunulan bir gül bahçesi nihayetinde Bilakis düşünceler vermez size kimliğinizi Almak için şah-ı merdandan bir bade Gerekir vermek tüm derbederliğinizi.
Kapanır gözlerim, gemisini beklercesine limanda Kalkar iken naaşım, hayallerim en ön safta Düşe kalka geçti hayat, kan revan dizlerim Titriyor bedenim, sokak lambaları altında.
Dolar saatler, boşalırcasına saniyelerde Diner gökyüzü, bittiğinde hevesin Sanma ki bu yenilişlerin son, ebediyette Cennetinde saklı, saklı olan gülüşlerin.